
Bugün seni Türkiye’nin gökyüzündeki en heyecan verici yolculuklarından birine götürmek istiyorum. Daha birkaç yıl öncesine kadar uzaya yalnızca uzaktan bakan, başka ülkelerin başarılarını hayranlıkla izleyen bir ülkeydik. Fakat son iki yılda, peş peşe gelen adımlarla bambaşka bir döneme girdik. Tıpkı 2000’lerdeki o çeyrek final heyecanında olduğu gibi, bu kez gözler televizyonlarda değil, bilgisayar ve telefon ekranlarında, YouTube canlı yayınlarında toplandı.
İlk adımı, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı attı. Hava Kuvvetleri kökenli bir savaş pilotu olan Gezeravcı, 36 bin aday arasından seçildi ve 18 Ocak 2024’te Axiom-3 göreviyle uzaya çıktı. SpaceX’in Falcon 9 roketiyle Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatılan kapsül ertesi gün Uluslararası Uzay İstasyonu’na kenetlendi. Orada iki hafta kaldı ve Türk bilim insanlarının hazırladığı 13 deneyi mikrogravite, yani yerçekimsiz ortamda gerçekleştirdi. Uzaydaki ilk mesajında Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” sözünü hatırlatarak, bu yolculuğun yalnızca bilimsel değil, kültürel bir anlam taşıdığını da vurguladı. O anlar Türkiye’de büyük bir coşkuyla izlendi. Meydanlara dev ekranlar kuruldu, geri sayımlar yapıldı. Biz de bilim merkezimizde Barış Özcan, BeBar Bilim, Evrim Ağacı gibi birçok bilim ve teknoloji platformu ile birlikte bu tarihi ana canlı yayında tanıklık ettik. Görev sonrası da Gezeravcı durmadı; tıpkı bir zamanlar Yuri Gagarin’in köy köy gezerek insanlara uzayı anlatması gibi, o da 81 ili dolaşıp gençlerle buluşmaya başladı.
İkinci adım, Tuva Cihangir Atasever’den geldi. O da Gezeravcı ile aynı süreçten geçmişti. 8 Haziran 2024’te Virgin Galactic’in VSS Unity aracıyla yörünge altı bir uçuş yaptı. New Mexico’daki Spaceport America’dan havalanan taşıyıcı uçak onu 14 kilometreye çıkardı, ardından roket motoru ateşlenerek yaklaşık 90 kilometre yüksekliğe ulaşıldı. Bu yükseklikte üç dakikaya yakın ağırlıksız kalarak yedi bilimsel deney gerçekleştirdi. Göğsünde hem Türk hem Azerbaycan bayraklarını taşıyarak “İki devlet, tek millet” sözünü uzaya götürdü. Görevinden sonra o da gençlerle buluşmaya devam etti.
Ve şimdi, üçüncü adımın haberi geldi: Gökhan Erdem. Bu kez karşımızda ne bir savaş pilotu ne de bir araştırmacı var; bir iş insanı var. Erdem Holding’in yönetim kurulu üyesi, Genpa’nın CEO’su… ama aynı zamanda geceleri teleskop başında gökyüzünü fotoğraflayan, amatör astronomiyle uğraşan ve uzaya derin bir tutkusu olan biri. Onu ilk kez, çalıştığım kurumun ev sahipliği yaptığı ASE – Association of Space Explorers toplantısında tanımıştım. Bu etkinlikte Apollo 9 astronotu Rusty Schweickart’tan, Artemis programı astronotu Victor Glover’a kadar 70’e yakın astronot Türkiye’ye gelmişti. O atmosferde bile Gökhan Erdem’in uzaya olan heyecanı herkesin dikkatini çekiyordu.
Şimdi bu tutku, gerçek oluyor. 2025’te, Jeff Bezos’un şirketi Blue Origin’in New Shepard NS-34 uçuşunda yer alacak. Bu, yeniden kullanılabilir bir roketle yapılan yörünge altı bir görev olacak. Roket 100 kilometrelik Kármán hattını geçerek uzayın sınırına ulaşacak ve yolcularına birkaç dakikalık gerçek sıfır yerçekimi deneyimi yaşatacak. Her ne kadar bu görev ISS’e gitmek gibi uzun süreli olmasa da, uluslararası tanıma göre bu sınırı geçen herkes “astronot” sayılıyor. Bu yolculukta Erdem, altı kişilik uluslararası ekibin tek Türk üyesi olacak. Ekibin diğer üyeleri arasında Hindistan doğumlu bir yatırımcı, Porto Rikolu bir meteorolog, İngiliz bir maceraperest, Amerikalı bir girişimci ve kripto para milyarderi Justin Sun da var.
Uçuş öncesinde Blue Origin’in Teksas’taki Launch Site One tesisinde iki günlük yoğun bir eğitimden geçecekler. Bu eğitim, tıpkı bir prova sahnesi gibi, uçuş profilini öğrenmekten güvenlik prosedürlerini çalışmaya, acil durum senaryolarını uygulamaktan yerçekimsiz ortam protokollerine kadar her detayı kapsayacak. Görev tamamlandığında Erdem, Blue Origin’in uzay sınırına taşıdığı yaklaşık 70 kişiden biri olarak tarihe geçecek.
Alper Gezeravcı, Tuva Cihangir Atasever ve Gökhan Erdem… Biri ISS’de iki hafta geçiren bir savaş pilotu. Biri üç dakikalık ağırlıksızlıkta deneyler yapan genç bir araştırmacı. Ve biri hayallerinin peşinden giden bir iş insanı. Üçü de Türkiye’nin uzay yolculuğunda yepyeni bir çağın kapılarını aralıyor. “İstikbal göklerdedir” sözü bugün belki de hiç olmadığı kadar gerçek ve yakın. Türkiye’nin göklerdeki geleceği, işte bu cesur insanlar sayesinde adım adım şekilleniyor.

