
Norveç’in kuzeyindeki sakin, soğuk bir fiyortta, 2024 Ocak ayında sıra dışı bir sahneye tanık olundu. Bir grup doğa gözlemcisi, suyun altında yüzen iki katil balinanın (Orcinus orca) yavaşça birbirlerine yaklaştığını fark etti. Tam 1 dakika 49 saniye boyunca bu iki dev, burun buruna durdu. Ardından beklenmedik bir hareket: Balinalardan biri ağzını açtı, dilini dışarı çıkardı; diğeri ise bu dili son derece sakin bir şekilde, adeta nazikçe çiğnemeye başladı.
Bilim insanlarının bu davranışa verdiği isim tongue-nibbling, yani “dil kemirme.” Daha önce bu davranış yalnızca hayvanat bahçesi veya akvaryum gibi yapay ortamlarda yaşayan orkalarda gözlemlenmişti. Örneğin, 2013’te İspanya’daki Loro Parque’ta benzer bir dil teması kaydedilmişti. Ancak bu kayıt, vahşi doğada ilk kez belgelenmiş olmasıyla bilim dünyasında önemli bir yer edindi. Bu, dil kemirmenin orkalara doğuştan ait, doğal bir sosyal davranış olduğuna güçlü bir işaret.
Bu davranış, düşündüğünüz gibi çiftleşme ya da “öpüşme” değil. Aslında insanlarda sarılmak, el sıkışmak veya dostça omuz atmak gibi bir işlev görüyor. Yani iki birey arasında bağ kurmanın, güvenin pekişmesinin ve “bizden biri” sinyalinin bir yolu.
Araştırmacıların kare kare analizine göre bu etkileşimde baskınlık, rekabet veya saldırganlık yok. Hareketler son derece ritmik, karşılıklı ve dengeli. Özellikle genç bireylerde görülen bu tür nazik temaslar, grup içi bağların güçlenmesini ve sosyal normların öğrenilmesini sağlayabilir. İnsan bebeklerinin oyun oynayarak hem bedensel becerilerini hem de sosyal kuralları öğrenmesine benzer şekilde, bu “dil kemirme” de orkalar için bir tür sosyal antrenman olabilir.
İlginç olan, bu davranışın sadece orkalarda görülmemesi. Beluga balinalarında da ağız-ağıza nazik temasların belgelendiği biliniyor. Bu, dişli balinaların evrimsel geçmişinde yer alan, muhtemelen kalıtsal bir sosyal iletişim biçimi olabileceğini düşündürüyor.
Deniz memelilerinin sosyal davranışlarını kayıt altına almak son derece zor. Çünkü su altında gerçekleşen etkileşimleri uzun süre izlemek ve görüntülemek, doğru zaman, doğru yer ve doğru ekipman gerektiriyor. İşte bu yüzden bu gözlem bilimsel olarak çok değerli.
Ayrıca bu keşif, vatandaş bilimi (citizen science) sayesinde mümkün oldu. Halkın yaptığı gözlemler, bilimsel araştırmalara yeni veriler ekleyebiliyor. Tıpkı Galaxy Zoo projesinde amatör gözlemcilerin binlerce galaksiyi sınıflandırarak yeni gökada tiplerinin keşfine katkı sağlaması gibi, burada da doğa gözlemcilerinin çektiği bir video bilimsel literatüre girdi.
Araştırmacılar, turizm ve gözlem faaliyetlerinin hayvan davranışlarını olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor. Orkalara yaklaşmak onlarda stres, yön kaybı veya doğal davranış bozulmaları yaratabilir. Bu nedenle, vatandaş biliminin etik sınırlar içinde yapılması gerektiği vurgulanıyor.
Belki de okyanusun bu nazik “öpücüğü”, bize doğada bağ kurmanın ve nezaketin ne kadar evrensel olabileceğini hatırlatıyor. Tıpkı biz insanların tokalaşması ya da sarılması gibi, orkalar da dillerini uzatarak “sen bizdensin” diyebiliyor.
Peki, sence doğada böyle bir jestin anlamı ne olabilir? Bir orkanın sevgisini göstermek için dilini arkadaşına uzatması sana ne anlatıyor?

